Zaman Durduğunda 36 - yola çıkış

 


Hiç doğrulmadan tavanı seyrettim bir süre boyunca. Beynimin patlayacağını hissediyordum düşünmemek istedim yapamadım ama. Mete aklıma geliyordu sürekli olarak onun omuzumu tuttuğu zamanlar geliyordu aklıma. Gülümsemesi, bana destek olduğu günler, onunla birlikte içtiğimiz kahveler ve en çok da onun sessiz kahkahalarını düşündüm.


Kavunlu dondurma diye düşündüm ama Mete'nin başına gelenler aklımdan çıkmıyordu bir türlü. İçinde bulunduğum durumu da düşünüyordum sonra şifreciyi, Kuzey başkanı da düşünüyordum. Tabi Poyraz başkan aklıma gelince biraz duruyor sıra diğer çetelere gelince işe send elemeye başlıyordum. Benim bir düşmana ihtiyacım vardı sanırım ama o düşmanı bir türlü bulamıyordum.


Düşmanımı bulsam planlar yapmaya başlardım. İntikam planlardım mesela sonra kendimi düşmanımla yüzleşeceğim o güne hazırlardım hatta som sözümün ne olacağını bile belirledim.


Uykumun ağır bastığını hissediyorum şimdi. Gözlerim yavaşça kapanıyor. Düşüncelerimin bile sonunu getiremiyorum artık. Mücadele etmeyi bıraktım artık ve uykunun zihnimi ele geçirmesine izin veriyorum. Geriye doğru çekildiğimi hissediyorum ve sadece karanlık vardı.

...


- Kadim hadi uyan artık. Kiime diyorum ben ya? Adama bak saatlerdir uyuyor.

- Kadim hadi kalk bak Poyraz başkan beklemez


Özlemin sesini duyuyordum ama o sese ulaşamıyordum sanki. Ulaşmak istemiyordum belki de bilmiyordum. İyiydim ben böyle hiçbir şeyin olmadığı bir yerde. Ben bile yoktum Özlem'in ne dediğini anlamıyordum ama önemi yoktu ben iyiydim siyahın içinde. 


- Sen kaşındım Kadim günah artık benden çıktı.


Bir an bedenimin donduğunu hissettim sanki bütün parçalarım acıyordu ve gözlerimi açtım. Özlem hemen yanımda kahkahalar atarak gülüyordu elinde boş bir bardak vardı ve ben sırılsıklam olmuştum.


- Özlem insan böyle uyandırılmaz ama!

- Elli kere uyandırmaya çalıştım seni ama sen uyanmadın bir türlü bende son çare olarak bir bardak su döktüm sana.

- Az kalsın kalpten gidecektim. Şuna bak hala gülüyor çok ayıp

- Uyandığın anda yüzündeki ifadeyi görseydin bana hak verirdin. Neyse hadi kendine gel kurulan ve üstüne bir şeyler giy. Poyraz başlan bizi bekliyor.

- Bir gün bunun acısını ödeteceğim sana biliyorsun değil mi?

- O gün geldiği zaman konuşuruz bunları hadi hızlı hareket et yarım saatten az kaldı.


Yatağından hızlıca kalktım ve giysilerimi alarak banyoya girdim. Önce renkleri akmadadan önce mor renkli olan havluyu alıp yüzümü ve saçımı kuruladım. Sonra uyumak için giydiğim elbiseleri çıkartıp siyah takım elbisemi giydim. Bir süre boyunca aynaya baktım ve kendimi tanımaya çalıştım. Kimdim ki ben artık?


Sonra neden uyanamadığımı düşündüm. Özlem'in yalan söyleyebileceğine ihtimal vermiyordum. Normalde bu şekilde yapmazdım ben belki çok yorulmuştum. Belki o kadar düşünmüştüm ki artık beynim çalışmayı bırakmıştı. Belki bunların hepsiydi belki de bunların hiçbiriydi. Belki bir gün bunun nedenini öğrenirdim ama şu anda düşünmekle fazla vakit harcamak istemiyorum. Yapacak çok daha önemli şeyler olacak.


Banyodan çıktığım zaman Özlem'e baktım. Benden daha hızlı hazırlanmıştı tabi benim kurulanmam biraz uzun sürmüştü.


- Hazır mısın Kadim?

- Evet hazırın hadi Poyraz başkanın yanına gidelim.


Odadan çıktığımız zaman kapıda Ahmet'in bizi beklediğini gördük. Her zamanki gibi ciddi bir yüz ifadesi vardı.


- Ahmet günaydın.

- Günaydın Özlem hemşire ve Kadim. Beni takip edin Poyraz başkan sizi bekliyor. Biliyorsunuz o bekletilmeyi pek sevmez.


Ahmet'i takip etmeye başladık. Çok fazla yürümedik zaten Poyraz başkanın odasına oldukça yakındaydık biz. Odaya girdiğimizde Poyraz başkanın ayakta bizi beklediğini gördüm. İçeride yoğun bir puro kokusu vardı. Poyraz başkan koyu gri bir takım elbise giymişti.


- Hoş geldiniz çocuklar buyrun oturun. Hızlıca kahvaltımızı yapar sonra da yola çıkarız.

- Nasıl isterseniz başkanım.


Yemek masasına oturduğumuz zaman hızlıca tabaklara göz attım. Taze olduğunu düşündüğüm ekmek, biraz peynir, kırılmış yumurta, biraz domates, bir parça zeytin ve en önemlisi kurutulmuş et vardı. Ne kadar zaman önce kırmızı et yediğimi düşündüm bir an. O an ne kadar acıktığımın farkında değildim ama kendimi hızlı bir şekilde yemek yerken buldum.


Masanın üzerinde ne olduğunun pek önemi yoktu benim için. O gün yediklerim hayatım boyunca yediğim en güzel şeylerdi. Ben yemek yerken Özlem ve Poyraz başkan bana bakıp hafifçe gülümsüyordu. Taze ekmek, kurutulmuş et kolayca ulaşabileceğin yiyeceklerden değildi. Bende o anın tadını çıkarttım.


0/Post a Comment/Comments