Zaman Durduğunda 35 - şifreci ile buluşma öncesi son saatler

 


Cümlemi bitirdiğim zaman hafifçe gülümseyerek gözlerimin içine baktı. İş te bakış eskiden tanıdıüım Özlem'de olan bakıştı hatta belki de çocukluğundan kalan bir bakıştı. Gözlerini kocaman açmıştı, gülümsemesi yüzünden gözlerinin kenarlarındaki çizgiler belirginleşmişti. O an onunla en yakın olduğumuz an olabilirdi. İçindeki endişeyi, korkuyu görmüştüm ve onu ellerinden tutup geri çekmiştim.


- Kahve soğursa tekrardan yaparsın Kadim. Bence bu kadar dert etme.

- Elbette yaparım ama sonra kahven soğuduğu için bana kızarsın. İşte bunu istemiyorum.

- Sana gerçekten kızmıyorum biliyorsun değil mi bunu? Seni dövmekde istemiyorum.

- Evet, biliyorum Özlem ama senin sağın solun belli olmaz.

- Aferin sana anlıyorsun. Sadece benim için önemli olduğunu bilmeni istiyorum hepsi bu.

- Sende benim için önemlisin hatta çok önemlisin. Sensiz neler yapacağımı bile bilmiyorum.

- Bir şekilde ilerlersin, ilerlersinde seni benim gibi döveni biraz zor bulursun.

- İşte bende bundan korkuyorum. Beraber herşeyin üstesinden geleceğiz Özlem.

- Senin içinde gizli bir romantik varmış Kadim. Bu halini çok sevdim.

- İşte nasıl gizledilerse ben bile bulamıyorum onu.

- Yemin ediyorum senin ağzını kürekle kırarım sonra üzülüp tedavi ederim. 

- Bence hiç girmeyelim bunlara sadece kahvemizi içelim.


Özlem tekrar eski haline dönmüş ve gülümsemeye başlamıştı. Onu bu şekilde görmek daha iyi hissetmemi sağlıyordu. Hala düşünceli bir hali vardı onun. 


- Kadim sen benim endişe ettiğimi anladın dimi?

- Evet, anladım bu yüzden seni güldürmeye çalıştım.

- Bu şifreci işi çok garip Kadim. Onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum ve bu benim endişe etmemi sağlıyor. Biraz korkuyorda olabilirim ama sakın kimseye söyleme.

- Bende korkuyorum Özlem. Hem Mete için endişe ediyorum hem senin için hemde hepimiz için ama şunu biliyorum biz birlikte olduğumuz zaman bize hiçbir şey olmaz. Ayrıca Poyraz başkanda bizimle olacak, Ahmet belki Mehmet bile gelir.

- Galiba rolleri değiştiriyoruz Kadim.

- Bence bunca yıl boyunca güçlü olduktan sonra biraz sadece Özlem olmaya ihtiyacın var senin. Şu an hiçbir şey düşünme yarın nasıl olsa bir yolunu buluruz.

- Kadim bu halin dahada çekici oldu eğer bu halini başka bir kıza gösterirsen ağzın ve burnun yer değiştirebilir.

- Bu halimi sadece karşımda oturan, kahve içen ve kısa süre önce saçlarını kestiğim Özlem görecek merak etme.

- İşte buna çok ihtiyacım vardı. O zaman bu kahvemi bir sonraki kahvem için içeceğim ve merak etme bir sonraki kahveyi ben yapacağım.


Biraz daha güldük ve sonra biraz daha güldük. O gece hava zifiriye doğru yol alırken şehirdeki en büyük yasaklardan birisini defalarca çiğnedik. Evet, gülmek bu şehirdeki en büyük yasaklardandı. Mutlu olmanın, gülmenin yasak olduğu bir sistem yıkılmaya mahkumdu ve bu sistemi yıkmak için elimden geleni yapacaktım. Düşüncelerimi Özlem'e anlatmadım, zamanı geldiğinde anlatırdım elbette. Önce planımı yapmam gerekirdi ve bu yol çok tehlikeliydi. Bir süre sonra tek başıma kalma ihtimalim vardı ve o gelecek için hazır olmam gerekiyordu.


Biraz daha zaman geçtikten sonra Özlem uykusunun geldiğini söyledi. Bende ayakta durduğum için teklifini kabul ettim ve ışıkları söndürdükten sonra yataklarımıza uzandık. Tavanla sohbet etmek istemiyordum duvarlara ise hiç güvenmiyordum. Bunun yerine yatağa uzandım ve gözlerimi kapattım. Gözlerimin ağırlaştığını hissediyordum. Geri çekilmeye başlamıştım. Uykuya direnmedim hiç bunun yerine kendimi ona bıraktım.


"Mete'nin evindeydik. Bana büyük bir heyecanla bir şeyler anlatıyordu sanki ama o farklı bir dilde konuşuyordu. Bana bazı çizimler gösterdi, bazı yazılar gösterdi ama hiçbirini okuyamıyordum. Ben anlamadıkça bana kızdığını hissediyordum. Sanki bana her şeyi anlatmaya çalışıyordu.


Yalvarır bir şekilde dizlerimin üzerine çöktüm ve beni affet dedim. Öfkesi giderek büyüdü ve eline geçen kalamleri, kağıtları hatta kitapları etrafa fırlatmaya başladı. Onu anlayamıyordum ve bu onu deli ediyordu. Derken birden bana baktı ve gülümsedi. Ne anlama geldiğini anlayamadığım bir şekilde yanıma geldi ve elimi tutarak beni ayağa kaldırdı.


Sonra beni beyaz tahtanın yanına getirdi. Tahtanın üstünde sadece "Dikkatli ol" yazıyordu. Yazıyı okuduğum sırada siyah elbiseli birileri kapıyı kırarak içeriye girdi ve bizi gördükleri an silahlarıyla ateş etmeye başladılar. Onları gördüğüm an kendimi Mete'nin önüne attım. Onu bir kere kaybetmiştim bunun bir kere daha olmasına izin veremezdim asla. 


Kurşunlar bedenimi delip geçerken ayakta durmaya çabaladım ve başaramayıp yere yığıldım. Benimden akan kan ahşap parkeleri kaplarken her yer karardı."


Çığlık atmak isteyerek uyandığım sırada gözümün ucuyla Özlem'in uyuduğunu gördüm ve susmayı tercih ettim. Yatağımdan fırlayarak uyanmak bir anda nabzımı yükseltmişti ve onu sakinleştirmek için hızlı nefes almaya başladım. Bu rüya ne anlama geliyordu? Mete'nin yazdığı yazılar, bana anlatmak istediği şeyler ne anlama geliyordu? Sanki tüm sorularımın cevapları beynimin içinde saklıydı ama onlara ulaşamıyordum.







0/Post a Comment/Comments