Zaman durduğunda 33 - şifreci görüşme öncesi bekleyiş

 


Ahmet'in bıraktığı yemekler hala sıcaktı. Isıtmakla uğraşmadık hiç bu yüzden. Yan karafları hafif kırılmış tabaklara koyduk patetesli, soğanlı yemeği yanında birkaç tane bayatlamaya yüz tutmuş ekmek. Yeterdi bize zaten o kadar acıkmıştık ki nefes almadan yedik. Yanında biraz pirinç lapası yeterdi bize. Bu şehirde bundan iyi yemek bulmak pek mümkün değildi. Yemek boyunca hiç konuşmadık gerek de yoktu. Konuşmanın değil hareket etmenin zamanı yaklaşıyordu.


Yemek bittikten sonra koltuklara oturduk. Tabi önce kahveleri hazırladım ben. Özlem'den azar yemeye devam etme vaktim yaklaşıyordu. En azından öyle hissediyordum belki uçan bir tekme bile gelebilirdi ama zannetmiyordum. Özlem oldukça neşeli görünüyordu. Kahveleri götürürken benimle dalga geçti biraz sanki kahveyi dökmem için uğraşıyordu ve böylece daha fazla dalga geçecek ve daha fazla gülecekti.


Yanına oturduğum zaman kahve kokusu etrafı sarmaya başlamıştı.


- Özlem! Şifreci hakkında neler biliyorsun?

- Gerçeği söylemek gerekirse onu daha önce hiç görmedim. Elbette onun hakkında bir şeyler duymuş olabilirim.

- Nasıl olabilirsin? Bir şey biliyor musun bilmiyor musun?

- Hemen ciddiye bağla sen. Kadim pek bir ciddi anlaşılan. Şifreci bağımsız, kimseye bağlı değil. Herkes ondan yardım istiyor ve o da karşılığında bir şeyler istiyor.

- Biz ona ne verebiliriz ki?

- Bunu onunla görüşmeye gittiğimiz zaman öğreneceğiz. Dediğim gibi hakkında pek bir şey bilmesem de konsey arkamızda olduğu sürece bize destek vereceğini düşünüyorum.

- Bu şehirde bağımsız kalmak için herkesle aranın iyi olması gerekir. Bunun tek bir yolu var herkesin işini yapacaksın ve elinde her zaman kozlar tutacaksın bütün oyunculara karşı.

- Kadim bu dünyanın sırlarını çözmeye başladı. Şaka bir yana seninle gerçekten durur duyuyorum. Çok hızlı ilerliyorsun hatta bazen fazla hızlı mı acaba diye düşünmüyor değilim.

- Sadece uyum sağlamaya çalışıyorum. Mete için, senin için bunu yapmam gerekiyor.

- Yanılıyorsun Kadim! Kendin için bunu yapman gerekiyor. Ne yapıyorsan önce kendin için yapacaksın yoksa sistem seni yutar, çiğner ve tükürüp atar.

- Henüz o kısma çok alışamadım ama yakında alışırım umarım. Haber ne zaman gelir acaba?

- Yakında gelir sen şimdi dinlenmeye çalış. Tavana da bakma bak yanında ben varken tavanla konuşma kıskanıyorum.

- Yoksa beni çok fena yaparsın biliyorum. Özlem senin kıskançlığın öfkenden çok daha fena biliyor musun?

- Ne sandın ben anlaşılması zor birisiyim. Umarım sen yapabilirsin yoksa biliyorsun.

- Şurada iki dakikayı dayak yemeden geçirmeye çalışıyorum ona bile izin vermiyorsun helal sana ya.

- Hadi kahveni iç soğuyunca bir işe yaramaz o.


Beklemek çok yorucuydu aslında. Şifreci'den görüşme hakkında bilgi bekliyorduk ancak o bu bekleme beni çok yoruyordu. Sonunda Mete ile ilgili bir şeyler öğrenebilecektim belki ama günler geçsede hiçbir şey elde edemiyordum. Mete'ye bunu yapanları kendi elimle parçalamak istiyordum aslında ben. Çok daha güçlü olmam gerekiyordu benim. 


Acaba şifreci nasıl birisiydi? Benden ne isteyecekti bilgi karşılığında. Herhalde konseyi karşısına almak istemezdi o. Acaba Mete'nin mektubunda gizli mesajlar var mıydı? Onu biraz tanıyorsam eğer kesinlikle gizli çok fazla şey vardı orada. Hatta kesinlikle ikinci hatta üçüncü bir mektup bile olabilirdi. Neden Mete'de normal birisi gibi davranmıyordu. Sanki çözememem için yapılmış bir bulmacanın içindeydim ama benim adım Kadim'se bu bulmacayı çözerdim. Adım Kadim'di dimi benim? Evet, öyleydi kesinlikle artık Ozan değildi.


- Özlem ne zaman haber gelir sence?

- Kadim bilmiyorum ama bu gece veya yarın sabah gelir diye düşünüyorum.

- Umarım öyle olur düşünceler beynimi kemiriyor şu anda. Herşeyi hesaplamak istiyorum. Bazen beynim patlayacakmış gibi oluyor.

- Valla Kadim eğer beynin patlarsa ben temizlemem şimdiden söyleyeyim. Ona göre hareket et.

- Çok naziksin teşekkür ederim Özlem. Beni çok mutlu ettin şu an.

- Rica ederim Kadim. Zamanla espiri yeteneğin gelişiyor hadi düşünceleri bırakda benimle ilgilen biraz yoksa..

- Yoksa kıskanırsın biliyorum bunu Özlem. Yoksa ağzımı burnumu kırarsın.

- Yoksa kahve yapman gerekir diyecektim ama onlarda güzel fikirmiş. Dur bir ara deneyeyim onları da.

- Kahve harika bir fikir hazırlıyorum hemen.

0/Post a Comment/Comments