Zaman Durduğunda 28 - konsey toplantısı

 


Gözlerimiz bantlı bir şekilde arabadan indik. Hem Poyraz başkanın hemde Ahmet ve Mehmet'in sesleri duyuluyordu. Gözlerin kapalıyken yürümek boldukça zor oluyordu ama sansıma Ahmet benim yanımdaydı ve onun omuzuna tutuyordum. Tahmin ettiğime göre Poyraz başkan biraz önümüzde ilerliyordu. Sesi biraz uzaktan geliyordu. Yavaşça ilerledik bir kaç kere dengemi kaybetsemde Ahmet beni tuttu. Mehmet de olabilir bilemedim şimdi.


Toprak yoldan yürümeye devam ederken Poyraz başkan "İleride medivenler var. Dikkatli olun dedi." Merdivenin ilk basamağına adım attığım zaman hafif yumuşak toprağın gidip yerine sert, duygusuz mermerin aldığını hissettim. 5 basamak çıktık gözlerin kapalıyken merdiven çıkmak daha zordu. Hem etrafımdaki sesleri anlamaya ve nasıl bir yerde olduğumu tanımlamaya çalışıyordum.


Merdivenler bittikten kısa bir süre sonra tahminime göre kapalı bir yere girmiştik. Bunu etrafımdaki rutubet kokusundan ve seslerdeki yankıdan anlayabiliyordum. Ayrıca orası biraz daha serindi sanki bir sıkıntı vardı içeride.


- Dikkatli olun merdivenlerden aşağıya ineceğiz birazdan. Adımlarınızı yavaşça atın.


Poyraz başkan merdivenlerden ineceğimi söylemişti. Ahmet'in omuzunu daha sıkıca tuttum. Merdivenlerden inerken basamakların düz değil sanki oval biçimde olduğunu fark ettim. Hiçbirimz konuşmadık sadece yavaş ve dikkatli adımlar attım. Evet attığım her adımı saydım yam 37 tane adım atmıştım. Yani 37 tane adım atmıştım. 37 adım yani yaklaşık bir kat aşağıya indim. Belki iki kat da olabilirdi ama sanırım bunun önemi yoktu. Ahmet sağ olsun beni tutmasaydı düşebilme ihtimalim vardı ama bunun da önemi yoktu.


Merdivenlerden indiğimiz zaman Poyraz başkanın sesini duydum yine kalın, sert ve emrediciydi "Bantları çözebilirsiniz." Kafamızdaki bantlarını çözüp tekrardan görmeye başladığımda bir anlığına loş ışık bile gözümü acıttı. Bir anlığına göz kapaklarmı kapattım bu yüzden. Etrafımda gri duvarlar vardı çok da büyük sayılamayacak bir holdeydik. İleriye doğru bir koridor uzanıyordu.


Gri duvarlar eskimişti belki yıllardır boyanmıyordu orası. Havada hafif rutubet kokusu vardı ve bi koridor boyunca ilerledik. İki yanımızda kapılar vardı ancak durmadık. Tam karşımızda bir kapı vardı ve oraya gideceğimizi tahmin ediyordum. Mutlak bir sessizlik hakimdi nefesimi yavaş alıp veriyordum sessizliği bölmemek için. Normalde hızlı ve biraz gürültülü nefes alan Ahmet ve Mehmet bile bu sessizliğe göre hareket ediyordu. Sanki bir ölüm sessizliği vardı ve bu sessizlik beni oldukça rahatsız etmişti. 


İlerideki kapıya girdiğimiz zaman siyah takım elbise içindeki birisi kapıyı açtı ve içeriye girdik. İçeriye girdiğimiz zaman oldukça büyük bir oda ile karşılaştım. Ortada büyükçe siyah bir masa ve onun arkasında bir sandalye, oval biçimde bizilmiş 4 tane daha masa vardı. Her masanın arkasında 3 er tane sandalye bulunuyordu. Sandalyelerden 3 tanesi mavi renkte iken bir tanesi ise biraz daha uzakta ve bordo renkliydi.


Poyraz başkan masanın üzerinde üstünde "Gölgeler" yazan bir masaya doğru ilerledi ve bizde onu takip ettik. Poyraz başkan kendisi için ayrılmış bölüme oturdu ve bizde ona eşlik ettik. Gözümün ucuyla diğer masalardaki kartlara dikkat ettim. "Işığın Şövalyeleri, Gece ve Akrepler" yazıyordu masaların üzerinde. Işığın şövalyeleri ve Gece hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Akreplerin ise manyak ve çok tehlikeli olduğunu biliyordum. Burada olmalarını beklemiyordum ama öyle söylemişlerdi bana belki bir not gönderirlerdi.


Biz ilk gelen olmuştuk bu bana etrafı daha fazla inceleme şansı sunmuştu. Sanki bir şey bulacakmışım gibi inceledim. Bizden kısa bir süre sonra 1 kişi geldi içeriye orta yaşını geçmişti ve beyaz saçları vardı. Biraz yavaş yürüyordu sanki topallıyor ama bunu göstermek istemiyormuş gibiydi. İçeriye girdiği zaman hepimizle selamlaştı hepimizin ellerini sıktı. Ancak samimi, sıcak bir selamlaşma değildi bu daha çok aşırı resmi bir selamlaşma gibiydi. Selamlaşma faslı bittikten sonra üzerinde Gece yazan masaya geçti.


Işığın Şövalyeleri'nden birisi geldikten yaklaşık 10 dakika sonra içeriye birisi geldi. Orta yaşlı ve oldukça sağlıklı görünüyordu. Herkes takım elbise giyerken o daha spor bir şekilde gelmişti içeriye. Bakışları oldukça korkutucuydu açıkçası yüzünün sağ yanını boydan boya kaplayan derin bir yarası vardı. Başıyla selam verdikten sonra üzerinde "Gece" yazan masaya oturdu. Akrepler hariç herkes gelmişti işin garip tarafı ise bulunduğumuz yerin tehlikelerle dolu olmasıydı.


Yaklaşık 5 dakika kadar sonra odanın kapısı büyük bir gürültü ile açıldı. İçeriye birisi geldi tahminime göre 70'li yaşlarda olmalıydı. Yüzünü kapatan bir maske takıyordu ve siyah fötr şapkası vardı. Bir şey söylemeden etrafına hızlıca baktı ve masanın arkasında ayakta durdu. Doğrudan gözlerimin içine baktı bir süre boyunca sonra tekrardan etrafa baktı.


- Hepiniz hoş geldiniz. Biliyorum uzun zamandır görüşmüyoruz. Burada olma sebebimizi hepiniz biliyorsunuz.  Herkes sırayla bu durumla olan ilgisini açıklayacak. Sonra ise bildiği bütün bilgileri ortaya koyacak. Sorusu olan güzel soru sorulmasını hiç sevmem.


Sesi son derece kalındı yaşını sesinden tahmin etmem oldukça zordu aslında sadece o konuştuğu zaman odanın ısısının düştüğüne yemin edebilirdim. Ben ne olup bittiğini anlamaya çalıştığım sırada konuşmaya devam etti..


- Bildiğiniz üzere konseye yalan bilgi vermek veya bilgi saklamanın cezası ölümdür ve bu ceza şuçlayan kişi tarafından infaz edilir. Akrepler gelmemiş zaten gelmelerini de beklemiyordum. Konseyde açılmak üzere bir zarf gönderdiler. Şimdi hazırsanız yargılamayı başlatıyorum. Hepiniz ayağa kalkın şimdi.

0/Post a Comment/Comments