Geriye doğru çekildiğimi hissettim. Ne olduğunu bilmediğim için direnmedim hiç. Düşüyordum ve kendimi düşmeye bıraktım.
...
Karanlığın içindeydim ve gözlerimi açtım. Nerede olduğumu bilmiyordum. Bir yatakta yatıyordum. Duvarlar koyu renkli bir boyayla boyanmıştı. Buraya nasıl geldiğimi bir an hatırlayamadım.
Bir anın sonunda yeni evde olduğumuz aklıma geldi. Mutfaktan sesler geliyordu ve orada neler olduğunu öğrenmek istedim. Hızlıca ayağa kalktım ve yavaş adımlarla mutfağa doğru ilerledim.
Mutfağa gittiğim zaman Özlem'i orada gördüm. Şaşırmadım aslında demek ki benden önce uyanıp kahvaltıyı hazırlamaya başlamıştı.
- Günaydın Özlem. Kahvaltıyı hazırlamaya başlamışsın bile.
- Sana da günaydın Kadim. Arada böyle şeyler yapıyorum işte.
Etrafı yumurta kokusu ve kahve kokusu sarmıştı sanki. Bir an karnımın açıktığını hissettim. Her ne yapıyorsa tadına bakmak için sabırsızlanıyordum.
- Beni neden uyandırmadın Özlem?
- Aslında uyandırmak istedim ama çok güzel uyuyordun kıyamadım.
- Ya benden gizli kahvaltı yapmayı planlıyordun ya da gizli tarifini öğrenmemi istemedin.
- Çok fena yakalandım off ya şimdi özel yemek tarifimi öğreneceksin ve seni öldürmem gerekecek.
- Lütfen öldüreceksen yemeği yedikten sonra öldür beni. Çok açım.
Kısa bir süre boyunca kahkaha attık. Sebebini bilmiyordum ama neşeliydim belki gerçekten güzel bir gün olabilirdi. Özlem bana kahveleri verdi ve onları eskimiş masaya götürdüm. Sonra geldim ve biraz peynir zeytin ve ekmek aldım. Ekmek taze gibi duruyordu. Taze ekmek yemeyeli bayağı uzun zaman olmuştu aslında. Özlem bir tabakta yumurta ile geldi ve karşıma oturdu.
- Çok teşekkür ederim Özlem harika görünüyor.
- Fazla teşekkür etme bulaşıkları sen yıkayacaksın.
- Beni bulaşıkla korkutamazsın. Sanırım beni öldürmekten vaz geçtin.
- Vazgeçtim demeyelim de buluşalıkları bitirene kadar zaman tanıdım diyelim.
Yemeğe başladık. Yediğim en iyi yemek değildi ama o kadar açtım ki öyle hissettim bir an. Yemek boyunca konuşmadık. Ağzım sürekli dolu olduğu için konuşmak istemedim. Midem hala yemek yediğini fark etmemişti. Mutluydum garip bir biçimde neden mutlu olduğumu bilmiyordum zaten sorgulamadım bile.
Kahvaltıyı bitirdikten sonra kahvelerimizi alıp koyu gri renkteki koltuklara geçtim. Biraz eskimiş, biraz yıpranmışlardı ama olsun iyiydi böyle. Sonbet etmeye başladık ne Mete'den, ne koruyuculardan ne de başka bir konudan bahsettik. Neşeliydik, mutlu gibiydim, biraz da huzurluydum. Özlem'in gülmesini seviyordum insanın içini ısıtıyordu. Sanki son birkaç günde etrafımda korkunç şeyler olmamış gibi geliyordu. Belki de alışıyordum insan herşeye alışıyormuş.
İkinci bardak kahveleri içmeye başladığımız sırada kapı çaldı. Kapıya vurulma sertliğinden, ahşap kapıdaki seslerden hatta gelen kokudan Mehmet'in geldiğini tahmin ettim. Elbette yanılma payım vardı ama bunun önemi yoktu. Özlem'le birlikte ayağa kalktık ve kapıya doğru yürüdük. Ben kimin geldiğini görmek için küçük delikten bakacaktım ki Özlem sessiz bir şekilde yapma dedi bana. Nedenini anlamadım belki ileride söylerdi bana.
Kapıyı açtığımızda Ahmet'in geldiğini gördüm. Biraz yorgundu büyük ihtimalle gece uyumamıştı. Yüzündeki çizgiler derinleşmişti. Barut kokuyordu sanki belli gece büyük bir çatışma olmuştu.
- Ahmet bu ne güzel süpriz böyle hoş geldin. Nasıl geçti dün gece?
- Merhaba Özlem hemşire. Dün gece güzeldi, sessiz bir şekilde tamamladık. Etrafı da fazla kirletmedik.
- Güzel, güzel kahve içer misin? Gel biraz dinlen.
- Yok Özlem hemşire biraz acelem var. Konsey toplantısının zamanı değişti size haber vermek istedim. Saat 2 gibi sizi almaya geleceğim sonra Poyraz başkanla beraber konsey toplantısına gideceğiz.
- Konsey toplantısına Poyraz başkan katılmayacak mıydı Ahmet?
- Evet, evet öyleydi ama konsey senin ve Özlem hemşirenin orada olmanı tercih etti tanık olarak.
- Ahmet bu ceza kesilmesi anlamına mı geliyor? Bildiğim kadarıyla tanık sadece ceza durumunda katılabilir.
- İnanın hiçbir detay bilmiyorum. Poyraz başkan size haber vermemi istedi ve bende geldim.
- Tamam Ahmet teşekkür ederiz. Görüşmek üzere.
Ahmet bizimle vedalaştıktan sonra kapıyı sertçe çarparak dışarıya çıktı. Ben ne olup bittiğini anlamamıştım yani o kadar gizli bir yere mi gidecektim. Belki ceza başkalarına değil bana kesilecekti ama ben hiçbir şey yapmamıştım. Masum bir insan neden cezalandırılırdı ki? Düşününce bunun çok doğal olduğuna karar verdim masum insanlar her zaman cezalandırılırdı bu şehirde.
- Özlem konsey bizi neden çağırdı?
- Bilmiyorum Kadim sanırım hikayeyi bizim anlatmamızı istiyorlar.
- Dikkat etmem gerekenler nedir?
- Nasıl anlatayım ki sana? Aldığınız nefeslere bile dikkkat etmen gerekiyor. Sakın korktuğunu belli etme onlara. Korku çok büyük bir zayıflıktır. Asla kekeleme, asla konuşurken duraklama, net ve keskin konuş. Bir de onlarla göz göze gelme.
- Nasıl ya yere bakarak mı konuşayım?
- Nereden bileyim ben sanki her gün konseyin karşısına çıkıyorum. Biraz korkutmak istedim sadece seni. Merak etme sorun çıkmayacaktır.
