Zaman durduğunda 14 - yeni noir distopya romanı

 


Ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum. Aynı anda o kadar fazla duyguyu hissediyorum ki aralarında seçim yapamıyorum. Derin nefes almalıyım. Bir daha derin nefes elbet bir yolunu bulurum. Başka bir derin nefes bir yol bulmalıyım Mete'ye ne olduğunu anlamak için. Başka bir derin nefes ve kimin Mete'nin o güzel gülümsemesine kıydığını anlamam gerekiyor. Başka bir Derin nefes iyiki Özlem yanımda yoksa ne yapacağımı bilemezdim.


Biz tam neşeli bir sessizliğin içindeyken kapıya kalın bir erkek eli 3 kere vurdu. Bu gelen kim acaba diye Özlem'le bakıştık ve kalın bir erkek sesi "Özlem hemşire bir arkadaşımızın durumu çok ağır. Yardımınıza ihtiyacımız var" dedi.


Özlem sesi tanımış gibi ayağa kalktı ve bende peşinden. Hızlıca kapıya doğru ilerledi ve anahtarı 3 kere çevirdi. Kapıyı açtığı zaman 1.90 boylarında oldukça iri yapılı karşımızda durduğunu gördük. Endişeli olduğu yüzünden belli oluyordu. Sakalsız yüzünde çok fazla sayıda yara izi vardı. Normalde onu görsem korkutucu olabilirdi ama ben artık korkmuyorum.


- Hemeb anlat ne oldu ona?

- Iki tane arkadaşımız bir tane kadın tarafından kurşunlanmış hastanenin yakınlarında. Birisinin durumu çok ağır ölmek üzere.

- Kurşunu çıkardınız mı?

- Hayır cesaret edemedik. Lütfen Özlem hemşire bize yardım edin.

- Tamam geleceğim. Bu arada bu Ozan kendisi güvenilirdir.


Özlem cümlesini bitirdiği zaman hızlıca eşyaları toplayıp dışarıya çıktık. Binanın dışında bizi siyah, eski bir araba bekliyordu ve 1 kişi daha vardı arabanın direksiyonunda. Arabanın taba renkli arka koltuklarına oturduğumuz zaman araba gürültülü bir şekilde çalıştı ve ilerlemeye başladık. Ne olup bittiğini anlamamıştım. Özlem'i nereden tanıyorlardı?


Arada karanlık sokakların arasında ilerlerken kendimi büyük bir tehlikenin içine girmiş gibi hissediyordum. Özlem ise oldukça tedirgindi ama garip bir şekilde oradaki insanlara güveniyordu. Kafamdaki soruların hiçbirisini soramadım tabiki. Ancak onları ilk fırsatta sormak için zihnimin bir köşesine not ettim. 


Araba şehrin biraz dışında büyükçe eski bir deponun önünde durduğu zaman hepimiz arabadan indik. "Özlem hemşire lütfen beni takip edin!" 


Deponun yan tarafında bulunan metal kapıdan içeriye girdik. Kapının hemen önünde siyah giymiş eli silahlı iki kişi bekliyordu. Onların yanından geçtikten sonra uzun gri bir koridorda ilerledik. Merdivenlere geldiğimiz zaman bir alt kata doğru ilerledik. Burası neresiydi böyle. Sanki tamamen gizli tamamen unutulmuş bir yerdeydik. 


Alt kata indiğimiz zaman çevremizde 6 tane oda vardı ve biz birinden içeriye girdik. Bir hastane yatağında birisi yatıyordu. Özlem hemen onun yanındaki metal masadan iki tane eldiven giydi. Bende aynısını yaptım. 


Özlem kurşun yaralarına bakarken ben adamın zorla nefes aldığını fark ettim. Kurşunlar çıkartılması yaralar dikilmeliydi. Orası böyle bir ameliyat için hiç uygun değildi ama yapacak bir şey yoktu. Eğer kabul etmezsek neler olabileceğini düşünmek bile istemiyordum. 


- Sterilazyon için neyiniz var? 

- Alkol olur mu? 

- Evet, olur penset bende var. 

- Bıçak olmaz mı? 

- Eğer onu öldürmek istiyorsan olur tabiki. Bütün aletleri alkolle yıkayın ve çakmakla ısıtın. Ozan onu sıkıca tutmanı istiyorum hareket etmemesi lazım. 


Adamı sıkaca tuttum öyle bir andaydım ki ölesiye korkuyordum. Gözlerimi kapattım kan kokusu etrafı kapladı. Adam inlemeye başladığı zaman küçük hareketleri vardı. Özlem "Bu fazla derine gitmemiş buldum onu." dedikten çok kısa bir süre sonra küçük bir metalin yere düşme sesini duydum. İlk kurşun çıkmıştı. 


"Bu kurşun daha derinde. Ozan sıkı tut onu hareket etmesin." Bütün gücümü adamı tutmaya ayırdım. Kan kokusu arttığı zaman adam bilinçsiz bir şekilde daha fazla inliyor ve daha fazla hareket etmeye çalışıyordu. 


Gözlerimi daha fazla sıktım. Taş zemine çarpan kurşun sesini duyana kadar bütün gücümü adamı tutmak için kullandım. Kan kokusu midemu bulandırıyor midemdeki sıvıların ağzımdan çıkma isteğini arttırıyordu. İkinci kurşun sesini duyduğum zaman Özlem'e baktım. Elleri kan içindeydi ve beyaz teni terden sırılsıkmak olmuştu. "Ozan yaraya dikiş atmamız lazım. Çantamda ameliyat için iğne ve iplik var hemen getirmen lazım."


Özlem'in çantasına doğru koşar adımlarla ilerledim. Geri geldiğim zaman iğne ve ipliği Özlem'e verdim. "Ozan tekrar onu sıkıca tutmanı istiyorum. Bu canını fazla yakmaz ama hareket etmesini de istemeyiz." Ben tekrardan bütün ağırlığımı adamın üstüne yüklediğim zaman Özlem dikiş yapmaya başlamıştı bile. İğnenin onun bedenindeki yolculuğunu izlemek istemiyordum bu yüzden başka tarafa baktım hep.


Özlem rahat bir nefes aldığı zaman onun işini bitirdiğini anladım. Adamın kalp atışları biraz daha hızlıydı ve daha derin nefes alıyordu. 


- Ameliyat oldukça başarılıydı. Kurşunları çıkardık ve kurşun yaralarını diktik. Bundan sonra onu mümkün olduğu kadar temiz yerlerde tutmanız gerekiyor. Eğer herşey yolunda giderse yaklaşık bir haftada kendini toparlamaya başlar. Ancak unutmayın önümüzdeki birkaç gün çok önemli. Eğer one verecek serum varsa bu birkaç gün içinde serumla beslemenizi tavsiye ederim.

- Çok teşekkür ederim Özlem hemşire. Bize yardımlarınızı asla unutmayacağız. Size bir kere daha borçlandık.

- Önemli değil Ahmet. Sadece dikkatli olun umarım arkadaşınız daha iyi olur.

- Sizin biraz dinlenmeye ihtiyacınız vardır lütfen beni takip edin size son kalan kahvelerimizden hazırlarız.

- İşte bu harika olur. 


Kanlı eldivenlerimizi çıkartıp oradaki eski çöp kutusuna attık. Kırılmış bir musluğun altında elimizi ve yüzümüzü yıkadık. Kahve teklifi her ne kadar beni etkilese de en çok kan kokusundan uzaklaşmak beni mutlu ediyordu. Özlemle birlikte başka bir odaya girdik ve koltuğun üzerine oturduk.


- Siz burada bekleyin başkan birazdan gelecek, kahveleri de en kısa zamanda getireceğiz.

- Teşekkür ederiz Ahmet bekliyor olacağız.





0/Post a Comment/Comments