Yalnız Şairle Derin Bir Yolculuk: Şiir, Sessizlik ve Umut Üzerine
1. Şiirlerinizde "sessizlik" ve "gölgeler" gibi kelimeleri sıkça kullanıyorsunuz. Bu kelimeler sizin için ne ifade ediyor?
Şiirlerimin içinde birçok duygu yer alabiliyor. "Sessizlik" kelimesini birçok anlamda kullanabiliyorum ama en çok yalnızlığı anlatmak için kullanıyorum. "Gölgeler" ise yine birçok anlamda kullanıyorum ama en çok geçmişin gölgeleri anlamında kullanıyorum. İnsan hayallerine dokunamıyor, şiirini yazabiliyor onları ama fiziksel dünyada ona dokunamıyor.
2. Yazmak sizin için ne ifade ediyor? Şiirlerinizde sahip olamadığınız duyguları mı yansıtıyorsunuz?
Yazmak benim için bir aşk gibi ve yazmaya o duyguyla bağlıyım ben. Şiirlerimde sahip olamadığım veya hissedemediğim duygulara sahip olduğum düşünüldüğü zaman daha mantıklı geliyor kulağa 😊
3. Şiir yazmak sizin için bir yolculuk mu, bir mücadele mi, yoksa bir kabullenme mi?
Şiir benim için hiçbir zaman sadece şiir olmadı. Bir yolculuktu şiir, bir mücadeleydi ve bir kabullenmeydi. Şiirlerimi kendi dönüşüm sürecimde bana yol göstermesi için kullanıyorum. Bu dönüşüm ise aslında benim arınma merasimim gibi.
4. Geçmişle olan bağınızı şiirlerinizde nasıl yansıtıyorsunuz?
Felsefi açıdan oldukça karışık bir konu bu. Bir insan asla geçmişinden kopamaz hafızasını kaybetmediği sürece. Ben de geçmişimle bağlarımı koparmak istemiyorum ama geçmişimin bugünüme etkilemesine izin veremem. Maalesef geçmişte yaşayamıyor insan.
5. Şiirlerinizde bilinçaltınızın yansımaları var mı?
Şiirlerim aynı zamanda bilinçaltımın bir yansıması. Evet, kırgınlık var, biraz kızgınlık var, isyan var. Satır aralarında çok fazla şey saklanıyor ve şiire söylemediklerim de dahil.
6. Şiirlerinizdeki karakterler gerçek kişiler mi, yoksa hayal ürünü mü?
Karakterlerin hepsi benim aslında. Baz
en kendimi parçalara ayırıyorum, bazen her parçayı farklı bir karakter gibi anlatıyorum. Aslında bütün karakterler benim, belki biraz fazlası, belki biraz azı.
7. Şiirlerinizde umut ve korku arasındaki dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Umut ve korku aynı aydınlık ve karanlık veya siyah ve beyaz gibi değil mi? Her biri bir diğerinin tamamlayanı, birisi olmadan diğeri eksik kalıyor. Belki onların arası her zaman iyiydi ama biz aralarının bozulmasını sağladık. Benim de görevimdi belki kelimeleri barıştırmak.
8. Şiirlerinizde sıkça geçen "gözler", "eller" ve "pencereler" gibi imgeler neyi temsil ediyor?
Gözler ve eller ona ait, isteyip de ulaşamadıklarım. Pencereler ise bence güzel bir metafor. İçeriye ışık girmesini sağlıyor, dış dünyayı görmemizi sağlıyor. Tabi pencereler aynı zamanda zamanında tüm pencereleri kapatmama bir gönderme.
9. Yazmak sizin için bir yaşam biçimi mi? Okuyucularınızla nasıl bir bağ kuruyorsunuz?
Hiç kimse okumasa da yazarım. Yazmaya başladığımda, aradan 20 yıl geçse de benim önceliğim yazmak oldu hep. Okuyan birileri olabilir veya olmayabilir. Okuyanlar anlarsa daha güzel olur tabi. Okuyucularımın beni anladığını düşünüyorum aslında. Yazmaya başladığım zaman sanal bir okuyucuya yazıyordum, hala aynı aslında.
10. Şiirlerinizde artık hangi temaları işlemek istiyorsunuz?
Artık yalnız bir adamı veya buzulları anlatmak istemiyorum. Bence şiirime bahar gelmeli, çiçekler açmalı. Ben değiştikçe şiirlerimin değişmesi de kaçınılmaz. Farklı şiirler yazmak istiyorum artık. Okuyanların içini ısıtacak belki hissetmediği duyguları onlara ve elbette bana yaşattıracak şiirler yazmak amacım.
