Zaman durduğunda 20 - noir distopya romanı

 


İlk kez Özlem'i bu kadar sesli kahkaha atarken görmüştüm. Gerçekten mutlu olduğunu düşündüm onun. Komik olmayan bir şaka da yapmamıştım aslında belki de o şaka bizdik. Bu yüzden bu kadar gülüyordu iyki de gülüyordu yaşadığımı hissediyordum onunla birlikte kahkaha atmaya başladığımda. 


Bir diğer taraftan da düşünüyordum. Herhalde son zamanlarda yaptığım en iyi şey buydu. Benim yerimde Mete olmuş olsaydı ne yapardı diye düşündüm. Eğer ben bir anda ölmüş olsaydım nasıl davranır, bu olayı nasıl aydınlatırdı? Off kafamın içinde yine binlerce düşünce dolaşıyor. Ben Mete olsaydım eğer ip uçlarını aramaya başlardım ki şu anda onu yapıyorum. Anlamaya çalışırdım ki şu anda onu yapardım. Heryeri didik didik arardım ki şu anda onu yapıyorum. Bağlantıları çözmeye çalışırdım ki şu anda onu yapmaya çalışıyorum. Beynim yine patlamak üzere derin nefes almam gerek. 


- Özlem biliyor musun ben yine çok düşünmeye başladım?

- Çok normal insan hareket etmediği zaman hep düşünür. Önemli olan beyni durdurabilmeyi bilmesidir.

- İşte ben onu o kadar bilmiyorum ki bazen bilmediğimi bile bilmiyorum.

- Hahaha bu çok belli zaten. Sana benim küçük sırrımı söyleyeyim o zaman beynim düşüncelerle dolduğu zaman alakasız bir şey düşünüyorum. Böyle yapınca onlar ne olduğunu anlamıyorlar ve biraz sessizlik oluyor.

- Ne düşünüyorsun mesela?

- Çilekli dondurma elbette.

- Bende kavunlu dondurma düşüneyim o zaman. Umarım işe yarar.

- Beynine hükmetmenin yolu o şaşırtmaktan geçiyor sanırım. En azından bende işe yarıyor.

- Umarım öyle olur bu arada canım fena dondurma çekti.

- Benimde aynı ne düşünüyorsun bakalım söyle bakalım?

- Mete'nin ölmemiş olma ihtimali var mı. Görüşürüz demişti mektubunda biliyorsun. Hatta bunu iki kere söyledi. Görüşemeyeceğin birisine görüşürüz demezsin zaten öleceğini de biliyordu.

- Bu konu benim de aklımı kurcalıyor sürekli olarak. Söylediğin gibi onun soğuk bedenini gördük ikimizde. Mete çok zeki birisiydi ve bize birşeyler anlatmaya çalışıyor olabilir. 

- İşte biz neden anlamıyoruz?

- Çünkü onun kadar zeki değiliz. Bu yüzden şifreciye gideceğiz anlamak için.

- Başka dünyalarında olabileceğinden bahsetmişti acaba oraya mı gitti diyorum kendime.

- Nasıl gitmiş olabilir? Yürüyerek, arabayla gitmiş olamaz. İşte bunları öğreneceğiz beraber.

- İyiki varsın Özlem. Kavunlu dondurma, kavunlu dondurma, kavunlu dondurma.

- Manyak onu düşünmen gerekiyor söylemen değil. 

- Hani bazen tam bulacakmış gibi olursunda bir an sonra bulamazsın ya işte o durumdayız.

- Bulacağız Kadim. Ona ne olduğunu öğreneceğiz mutlaka.


Biz yoğun bir günün içinde biraz dinlenmek istemiştik. Kavunlu dondurma, kavunlu dondurma diyordum sürekli olarak. Bir taraftan da kendimi suçlu hissediyordum. Acaba Mete yaşıyor olabilir miydi gerçekten? Yaşıyorsa nasıl oluyordu bu? Onun bedenini görmüştüm ben, buz gibi soğuktu. Kavunlu dondurma, kavunlu dondurma.. Düşünmem hiçbir işe yaramıyor sanki.


Soğuk bir sessizlik gri duvarlarda yankılanırken kapı yavaşça açıldı. Gelen kişi Mehmet'ti elinde ufak bir tepsi ve iki bardak vardı. Bize kahve getirmiş olmalıydı ne kadar da güzel bir davranıştı bu böyle. Yukarıdaki dünyada böyle bir şey asla olmazdı.


- Size kahve getirdim Özlem hemşire.

- Teşekkür ederiz Mehmet. Çok düşüncelisin. Yeni haberler var mı?

- Ne demek Özlem hemşire bizim için yaptıklarınızın yanında ne önemi var bunun. Emrettiğiniz gibi Ahmet şu anda görev başında hazırlıkları yapıyor ve uygun zamanı yapıyor.

- Bende aynısını tahmin etmiştim zaten bir haber aldığında lütfen hemen bize haber ver. Yapabileceğimiz bir şey olursa buradayız biliyorsun.

- Elbette haber veririz Özlem hemşire. Şimdi biraz dinlenin siz.


Mehmet elindeki bardakları üstü çizilmiş, eskimiş sehpanın üzerine koyduktan sonra geldiği gibi sessizce odadan çıktı.


- Off kahveye ne kadar ihtiyacım vardı!

- Evet çok iyi oldu bu arada herkesi hizaya getirmişsin farkettim.

- Onları yıllardır tanıyorum diyelim ve biraz onları yönlendirdim diyelim.

- İyi yapmışsın Özlem. Poyraz başkan nerelerde acaba?

- Konseyi toplantıya çağıracak. 3 gün içinde toplantı olur genelde.

- Bu konsey kim peki? Tanıyor muyuz onları?

- En üstte konseyin başkanı var onu hiç görmedim. Onun altında her konseyin bir üyesi bulunuyor onları tanıyorum. Poyraz başkan onlardan birisi. Her üyenin altında 3 kişi daha var onlar planlamaları yapıyor. Konseyden kazar çıkması için çoğunluğun onay vermesi gerekiyor.

- Çok güzel bir hiyerarşi bu. Konsey başkanı nasıl belirleniyor peki?

- İşte orayı hiç bilmiyorum. Bilmek istemediğim bir şekilde seçiliyordur büyük ihtimalle.

- Sanırım susmamız gereken noktaya geldik. Buradan sonrasında tehlike var gibi.

- Aferin öğreniyorsun bu işi sen. Kadim bu olayı çok çabuk kavradı Ozan ise sudan çıkmış balık gibi kalırdı.

- Ozan'ın hakkını da yemeyelim ama haklısın burası tam Kadim'e göre bir yer.


0/Post a Comment/Comments