Özlem'in saçlarıyla biraz uğraştıktan sonra aynaya baktı. Yüzünde hafif bir gülümseme yerleşti sanki gördüğü görüntüden mutlu olmuş gibiydi.
- Tebrik ederim Ozan bu kadar başarılı olacağını düşünmemiştim.
- Rica ederim Özlem bence gayet güzel oldu. Beğenmene sevindim.
- Bundan sonrasını ben yaparım zaten. Hadi yine şanslısın kemiklerin yerinde kalacak.
- Galiba artık benden nefret etmiyorsun?
- Nefret güçlü bir duygudur ve seni ayakta tutar Kadim. Evet bildin senden daha az nefret ediyorum. Bak şurayı biraz daha kısalt hazır başlamışken.
Özlem'in gösterdiği yeri biraz daha kısalttım. Yanları benim saçım kadar kısaltmışken üstleri ve önleri daha uzun bıraktım. Bu sayede üst saçlarını istediği gibi tarayabilirdi. Bulunduğumuz yer düşünüldüğü zaman yer altı dünyasına oldukça uygun bir modeldi.
- Balla beklediğimden çok daha iyi oldu. Bence bu işten kurtulduğumuz zaman kadın kuaförü açmalısın.
- Bende sevdim şimdi sözlerini ciddiye alıyorum küçük bir dükkan açabilirim belki ileride.
- Benden başkasının saçını kesersen parmaklarını kırarım ona göre!
- Ya ben niye hep dayak yiyorum? Galiba kıskandın biraz?
- Ne kıskanması başka kimsenin sana zarar vermesine izin veremem asla. Düşündüm de kesinlikle bunu yapamazlar.
- Beni bu kadar önemsemen gözlerimi yaşatıyor. Bundan sonra ne yapacağız biz?
- Şu anda hiçbir şey yapmayacağız. Biraz bekleyip neler olacağını göreceğiz. Poyraz başkanda gelmiş olur onunla konuşuruz biraz.
- Harika yine acelemiz yokmuş gibi davranacağız. Zaten Kadim acele etmeyi hiç sevmez.
- Aferin öğreniyorsun bu işi. Acele edersen ölürsün ve ölmek için acele etmek anlamsız. Burada amaç daha uzun süre hayatta kalmaktır. Ne kadar süre hayatta kalırsan o kadar başarılı olursun.
- Herkes ölmek için yaşıyor burada. Kimisi erken kimisi işe geç ama benim Mete'ye ne olduğunu anlamadan ölmeye hiç niyetim yok
Özlem banyoya gidip saçlarını düzeltmeye gittiği sırada ben tek başıma koltukta oturdum. Kahveye ihtiyacım olduğunu düşündüm hatta bolca kahveye ihtiyacım vardı benim. Mete'nin söylediği söz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Evet hiçbir şey göründüğü gibi değildi. Artık bende göründüğüm gibi değildim. İsmimi bile değiştirmiştim aslında. Başka birisiydim artık. Hep kaçındığım insanların arasındaydım ve onlardan korkmam için bir sebep yoktu. Benim sadece kendimden korkmam gerektiğini anlamıştım.
Aradan biraz zaman geçmişti tam olarak saydığım kadarıyla 429 saniye gelmişti Özlem geri geldiği zaman. İçeriden gelen kesik makas sesleri sayesinde onun hala içeride olduğunu anlayabiliyordum.
- Çok güzel olmuşsun Özlem.
- Teşekkür ederim senin sayende Ozan. Yeni halimi beğendin galiba.
- Elbette beğendim harika görünüyorsun.
- İşte bu bir kadının duymak istediği şey. Teşekkür ederim şimdiden.
- Hadi gel etrafı biraz toplayalım Poyraz başkan bize kızmasın sonra.
Özlemle birlikte saçlarla dolu olan beyaz örtüleri çöpe artık. Daha sonra etrafa saçılmış olan saçları eski bir süpürge ile topladık ve çöpe attık. Şimdi etraf daha temiz görünüyordu.
Temizlik işi bittikten sonra Özlem'le birlikte koltuğa oturduk. Bir süre boyunca hiç konuşmadık. Ne söylemem gerektiğini bilmiyordum doğrusu. Bana bir ömür gibi gelen sessizlikten sonra Özlem konuşmaya başladı.
- Nasıl buldun bu hayatı?
- Ozan hala alışmaya çalışıyor ama Kadim çok sevdi bu hayatı. Mutlu olduğunu bile söyleyebilirim.
- İşte bu güzel bir haber şimdilik Ozan sessiz kalsın onun da zamanı gelecek ama şimdi değil.
- Nasıl isterseniz Özlem hanım.
- Bana bak Kadim benimle iğneleyici bir şekilde konuşma yoksa..
- Kemiklerimi teker teker kırarsın biliyorum.
- Manyak ben sana hiç zarar verir miyim şu koca dünyada senden başka kimim var benim.
- Özlem çok teşekkür ederim sana sende benim için öylesin. Senden başka güvenebileceğim kimse yok.
- Sadece kendine güven tabi bana da güven ama önce sen yani Kadim. Bu arada Kadim çok çekici haberin olsun.
- Tabi sonra bana yaklaşmaya çalışan herkesin kemiklerini kıracaksın. Bırak bilmesinler sadece sen bil bunu.
-İşte ben diyorum Kadim çok çekici diye. Sen biraz yaklaşsana bana bir şey deneyeceğim.
