Zaman durduğunda 18 - noir distopya romanı

 


Odaya geçtiğimiz zaman koltuğa oturduk. Özlem'in yüzünde endişeye dair hiçbir iz yoktu. Sadece tatlı bir heyecan görebiliyordum ve beni sakinleştirmek için bana olan bakışları. Biraz işe yarıyordu aslında öyle anlarda öyle hamleler yapıyordu ki bir anda durmak zorunda kalıyordum. Kafamdaki cevapsız soruların sayısı birkaç bin katına çıkmış gibiydi. Ulaştığım her cevap binlerce soruyu beraberinde getiriyordu ve ben içlerinden en önemsiz olanını seçtim.


- Özlem gerçekten makasla ne yapacaksın?

- Söyledim ya saçlarımızı keseceğiz tanınmamak için.

- Peki bize ne olacak?

- Yok olacağız Ahmet evime iki tane ceset bırakacak. Biz ölmüş olacağız orada ama devam edeceğiz.

- Bu kadar önemli bir şeyi bu kadar basit anlatıyorsun ya hayran kalıyorum sana.

- Elbette bana hayran kalacaksın. Şimdi endişe etmen gereken bir şey yok herşey kontrolümüzde.

- Özlem ben yeni kendim için bir isim buldum. Kadim diyeceğim kendime Mete'de bu şekilde seslenmişti bana.

- Güzel bir isim ama biraz ağır yine de sen bilirsin. Ben Özlem olarak kalmaya devam edeceğim.

- Saçlarımızı kesince bize tanıyamazlar değil mi?

- Elbette tanıyamazlar. Bizi şansen tanımıyorlar unutma. Tanıyanlar zaten sırayla ölüyor.

- Yeni ev işini nasıl halledeceğiz?

- Ne kadar aceleci oldun sen böyle! Bize uygun bir güvenli ev ayarlarlar onlar.

- Tamam ya tamam sormuyorum artık. Saçları nasıl keseceksin?

- Yanlardan alacağım biraz üstler hafif uzun kalacak. Bayağı bir kısa olacak. Sende ise tamamen kısa keseceğim.

- Nasıl istiyorsan öyle olsun Özlem. Bir saçımızı kesmediğimiz kalmıştı.

- Her şey yeni başlıyor Ozan. Sadece kendini akışa bırak rüzgar seni nereye sürüklerse artık.


Off ya yine ikna etmişti beni. Neden ona karşı çıkamıyordum ki ben? Neden onun her sözünü onaylamak zorunda gibi hissediyordum. İşin daha da kötü tarafı onun söylediklerini yapmayı bende istiyordum. Saçlarımızın kesilmesi mi gerek hemen yapalım, güvenli eve mi gideceğiz hemen gidelim. Mafyaya mı katılacağız zaten ben mafya olmak için dünyaya gelmişim. Mehmet gelip kapıyı çalana kadar düşünmeye devam ettim. Mehmet geldiği zaman ayağa kalıp kapıyı açtık ve Özlem makası aldı ve büyük beyaz bir örtüyü. Yeni bir ben olacaktı acaba eskilerden neleri almayacaktım yanıma? Başka birisi olmak bu kadar kolay mıydı gerçekten? 


Özlem masanın yanındaki tekli sandalyelerden birisini çekti. Makas ile beyaz örtüyü ikiye böldü bir parçasını sandalyenin altına serdi. Diğer parçayı ise benim omuzlarıma. Hoşçakal Ozan dedim içimden hoşçakal Onur. Sizi tanımak güzeldi gerçekten. 


Makas yavaşça hareket etmeye başladı. Metalin birbirine çarpma sesi yankılandı etrafta. Çeliğin kokusu ciğerlerime doluyordu. Bir tutam saç yere düştü bu esnada ve makas içinci kere hareket etti sonra üçüncü kez. Kahverengi saçlarım yere düşerken aralarında beyaz saçları da gördüm. Yaşlanıyordum evet her ne kadar bilmek istemesem de. 


Makasın daha fazla kez duyuluyordu saçlarım yere düşmeye devam ederken. Artık değişiyorum ben başka birisi oluyordum. Kim olduğumu bilmiyordum ama Kadim saçlarını hep kısa kestir dedim içimden. Yıllarım, geçmişim, yaşanmışlıklar hepsi beni terk ediyordu. 


Yerde kesilen saçlar iyice birikmişken artık makas daha hızlı hareket ediyordu. Değişiyorum evet, başka birisi oluyordum. 


- Saçların çok güzel oluyor neden uzatıyorsun ki sen? 

- Teşekkür ederim de sen kes diye uzatmış olabilirim Ozlem. 

- Laflara bak sen öğreniyorsun bu işi sen. Senin işin bitti gibi benim saçlarımı kesebilecek misin? 

- Hiçbir fikrim yok belki Kadim gizli bir berberdir. 

- Umarım öyle olur yoksa fena bozuşuruz. Şaka şaka hadi başlayalım. Yanları bayağı kısa kes sadece üstleri daha uzun tut ki tarayabileyim. 


Özlem'le yer değiştirdik artık makas benim elimdeydi. Parmaklarımı makasın deliklerinden geçirdim ve saçları kısaltmaya başladım. Özlem de değişiyordu şimdi hepimiz her an değişiyorduk. Bu hayat böyleydi işte sen olmana izin vermezdi ya hedefsiz bir kurşun isabet ederdi ya da bir makas saçlarını kısacık yapardı. 


Özlem'in saçlarını keserken sürekli olarak talimat veriyordu bana. Yok şuradan kes fazla kesme. Kesim acısına dikkat et gibi sözler söyleyerek beni özel berberi gibi kullanıyordu. 


- Üstlerden çok az al zaten fazla uzun değiller. 

- Nasıl isterseniz Özlem hanım. 

- Bak Ozan pardon Kadim seni çok fena döverim. Lan geçişleri de yapsana. 

- Oraları az mı keseyim. 

- Sen bildiğin gibi yap ben düzenlerim. Şu anda senden nefret ediyor olabilirim. 

- İsterseniz bütün saçlarınızı keseyim Özlem hanım. 

- Yemin ederim bütün kemiklerini teker teker kırarım. 


Bunu yapabileceğini çok iyi biliyordum. Elimden geldiği kadar iyi bir şekilde saçlarını kesmeye çalıştım. Umarım beğenirdi zaten ben Kadim olarak beğenmeme şansım hiç yoktu. 








0/Post a Comment/Comments