Soğuk gri duvarların arasında ilerledik. Dışarıya çıkacağımız için kendimi çok şanslı hissediyordum. O duvarların arasında kendimi kenara sıkışmış gibi hissediyordum doğrusu. Aynı zamanda hayatta kaldığımız için mutlu gibiydim. Tabi içeride bir sorun olsa ne yapacağımı bilemiyorum. Onlara karşı hiçbir şey yapamazdım büyük ihtimalle. Neyse ki bunların hiçbirisi gerçek olmadı.
Özlem'in soğuk kanlı duruşu değişiyordu. Karşılaştığımız insanlara selam veriyor ufaktan şakalaşıyordu. Onu herkesin tanıması beni hala şaşırtıyordu doğrusu. Alışmam gerekiyordu sanırım buna bunca şeye alıştığım yetmezmiş gibi.
Dış kapının oraya geldiğimiz zaman özgürlükle aramızda sadece boyası solmuş beyaz bir kapının durduğunu bilmek beni daha çok mutlu etmişti. Dışarıya çıkar ve biraz yürür sonra konuşurduk. İçeride kendimi ne kadar kastıysam artık kendimi çok yorgun hissediyordum.
Tam kapıyı açacağımız sirada arkamızdan gelen hızlı, yüksek adım seslerini duyduk. Sanki birisi nefes nefese kalmış gibi koşuyordu sanki çok acelesi varmış gibiydi. Kafamı çevirip baktığım zaman bize doğru koşan Ahmet'i gördük. Yüzü terden sırılsıklam olmuştu.
- Özlem hemşire durun sakın dışarıya çıkmayın.
- Ahmet ne oldu? Dur önce bir nefes al gitmiyoruz bir yere.
- Özlem hemşire.. Güvenlik görevlileri.. Sizin eve girmiş. Orası çok tehlikeli
- Korktuğum gibi şanslıyız ki evde hicbir şey bulamayacaklar.
- Yine de şu anda çok tehlikeli gitmenizi tavsiye etmem.
- Ne zaman girmişler evime?
- Yaklaşık yarım saat olmuş.
- Umarım evi fazla kirletmezler yoksa çok kızacağım.
- Özlem senin evine girmişler orada olsaydık şu anda ölmüş olurduk büyük ihtimalle.
- Ozan doğruyu söylüyor şanslısınız bu gün.
- Ahmet onlar mutlaka bir gün gelecekti. Off ya ne güzel işim vardı artık oraya da gidemem.
- Özlem hemşire karar sizin gitmek istiyoruz derseniz sizinle geliriz, orayı temizleriz.
- Yok Ahmet bunu yapmak dikkatleri üstümüze çeker. Ozan'ın evinde durum nasıl?
- Orada şimdilik bir hareket yok ama oraya da gelebilirler.
- Yakın zamanda gelmezler sadece gösteriş yapıyorlar biliyorsun. Geri dönecekler ve üstlerine hiçbir şey bulamadıklarını söyleyecekler. Ortada olmadığım için ölmüş sayacaklar beni.
- Özlem nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun?
- Ozan orası benim kaçıncı evim bilemezsin. Bu şehirde 4 tane hastane var ve ben hepsinde çalıştım. Bir evin benim için anlamı olduğunu mu düşünüyorsun?
- Şu anda hiçbir sey düşünemiyorum inan bana. Etrafımız sarılmış gibi hissediyorum resmen.
- Sakin ol Ozan. Ahmet evime girenleri takip etsinler nöbetleri bittiği zaman onları ortadan kaldırın. Temizliği güzelce yapın kirli bir yer kalmasın.
- Tamam Özlem hemşire. İstediğin gibi olacak. Siz isterseniz biraz daha dinlenin sabaha karşı çıkabilirsiniz.
- Teşekkür ederim Ahmet şimdilik ödeştik artık borcun yok bana.
Ahmet biraz heyecanlı bir şekilde dışarıya çıkıyordu. Özlem'in soğuk kanlılığı benim kanımı donduruyordu artık. Birilerinin ölüm emrini vermek bu kadar kolay olamazdı. Bunca yıl boyunca yaşadığım dünyanın yalanlar üzerine kurulduğunu anlıyordum. Sanki yüreğime pespeşe büyük dalgalar vuruyordu ve dalga sonucu ben değişiyorum.
- Ahmet gitmeden bir makas verebilir misin bize?
- Elbette Özlem hemşire Mehmet size istediklerinizi verecektir. Hey Mehmet Özlem hemşireyi duydun.
- Elbette Özlem hemşire siz odaya geçin hemen getiriyorum.
Biz odaya doğru ilerlerken Ahmet dışarıya çıkmıştı ve Mehmet bize makas getirecekti. Sanki herkes makasla ne yapılacağını biliyordu ama kimse bana haber vermemişti. Sahi böyle bir zamanda makasla ne yapılabilirdi? Neden kimse bana açıklama yapmıyordu? Artık düşünemediğimi fark ediyordum belki de düşünmeye gerek yoktu.
Odaya girdiğimiz zaman Özlem'in omuzundan tuttum ona sormam gereken sorular vardı.
- Özlem makasla ne yapacaksın? Korkmam gerekiyor mu?
- Saçmalama Ozan ne korkması sadece saçlarımı keseceğim ve sonra senin saçlarını.
- Neden ama bunu yapacaksın saçların yakışıyordu sana?
- Sen neden bu kadar şapşal oldun? Tanınmamak için kılık değiştireceğiz.
- Hemen kılık değiştiriyoruz peki ne zamab işim değiştireceğiz?
- Umarım o zaman hiç gelmez ama yavaştan kendine yeni bir isim aramaya başlasan iyi olur.
Hala onun gülümsemesi çok garip geliyordu. Zaten saçlarım kisa sayılırdı benim büyük ihtimalle tamamen kısa yapacaktı. Onur olurdum belki başka bir isim. Acaba Özlem'in kaç tane ismi vardı? Bu sorunun cevabı hiçbir işime yaramayacağını anladığım zaman sormaktan vaz gectim.
- O zaman kendimize yeni bir ev bulmamız lazım!
- İşte vu çok güzel bir fikir Ahmet geldiği zaman ona sorarız kesin boş bir ev biliyordur oraya geçeriz.
- Tamam da eşyalarım ne olacak?
- Onlar artık sana ait değil Ozan. Ortam biraz sakinleşsin gidip alırız burada Mete'nin mektubu sende değil mi?
- Elbette bende onu yanımdan ayıramam hala o mektupta birden fazla şifrenin olduğunu düşünüyorum.
- Evet bende buna bende inanıyorum bir ara şifreciye gitmemiz gerek. En iyi o anlar o işlerden.
Harika ne güzel kendi dünyamda yaşarken bir anda birçok insanla tanışmaya başladım. Kimlik de değiştireceğim, ismim bile değişecek. Herşey aynı kalırken ben nasıl değişecektim acaba? Aslında ben değişiyorum ama çaktırmayın hala kendimi aynı sanıyorum ben.
