Poyraz başkan ayakkabılarını sertçe yere vurarak odadan çıktı. Geriye sadece ondan yayılan tütün konusu kalmıştı. Poyraz başkan çıktığı zaman içeriye iki bardak kahve geldi. Biz Özlem'le birbirimize bakarken kahvenin gelmesi biraz mutlu etmişti beni. Artık her şeyden biraz alıyorduk ve işin ilginç tarafı bu birazlar bana yetiyordu.
- Teşkkür ederiz Ahmet. Sağ olasın bu kahveyi unutmayacağım asla.
- Önemli değil Özlem hemşire. Sizin yaptıklarınızın yanında bir kahvenin ne önemi var ki.
- Olsun Ahmet hem bana olan borcunuz binde bir oranında azalmış oldu. Ozan'a da kahve verdiniz 1000 de iki yaptı bak.
- O zaman burayı kahveyle dolduralım olmaz mı?
- O zaman anlamı kalmaz Ahmet. Bizi biraz yalnız bırakabilir misin? Yorucu bir günün sonunda dinlenmek istiyoruz.
- Elbette Özlem hemşire benim hatam özür dilerim.
Ahmet gittikten sonra kapıyı nazikçe kapattı. Aslında nazikçe kapatmak istesede kapı yüksek bir gürültüyle kapattı. Biraz nezaket işte herşeyden biraz.
- Ozan, Poyraz başkan seni sevdi?
- Harbiden mi bunu nasıl anladın?
- Hala yaşıyorsun kırık bir kemiğinde yok. Bence yeterli bunlar?
- Valla şu an sana nasıl teşekkür edeceğimi bilemedim Özlem. Pek göstermesende gülümsemek yakışıyor sana.
- Çok teşekkür ederim işte şimdi bir kadınla nasıl konuşacağını öğrenmeye başladın. Şaka bir yana gülümsemek bile yasak bu şehirde en güvenlisi onu kimseye göstermemek.
- Evet, haklısın en güvenlisi o ama sanırım biz artık güven aramıyoruz.
- Şurada kısa zamanda yaşadıklarımıza bir bak, bulunduğumuz yere bir bak. Birkaç saat önceyi bir düşün evet burası çok daha güvenli.
Özlem'in neşesi yerine gelmişti. Nedenini bilemiyordum ama önemli de değildi. Önemli olsaydı Özlem söylerdi bana yani umarım söylerdi. Belki de benim bilmeme gerek yoktu. Beynimde milyarlarca düşünce dolaşıyor ve hiçbiri bir diğerine değmiyor gibi hissediyordum.
- Biz şimdi neredeyiz Özlem? Gögeler kim? Akrepler kim? Ben yine kendimi kaybettim.
- Sakin ol Ozan. Bu şehirde çeteler olduğunu biliyorsun zaten Gölgeler onlardan birisi. Bir süredir onlara yardımcı oluyorum bu yüzden burada bana saygı gösterirler. Toplamda 4 tane çete var yer altı dünyası onlardan sorulur. Akrepler ise bu çetelerin arasında en güvenilmeyecek olan. Onların ne yapacağı belli değildir sadece para için yaşarlar ve güç için.
- Mete'yi onlar öldürmüş olabilir mi sence?
- İhtimal dahilinde ama öldürmek için bir sebebe ihtiyaçları var. Elbette birisi onları kiralamış olabilir ama neden? İşte o nedeni bilmiyorum ben.
- Harika işler iyice karışıyor peki konsey nedir?
- Akrepler hariç diğer bütün çetelerin arasında anlaşma var ve konseyde 3 tane çeteyi eşit yönetiyorlar. 3 çete asla birbirine saldırmaz eğer cezalandırılması gereken birisi varsa cezayı konsey verir.
- Harika o zaman konsey bize yardımcı olabilir. En azından Mete'nin ölümünü araştırmak isterlerse bunu yapabilirler.
- Kesinlikle öyle konseyin Akrepler ile de bir anlaşması vardır ama bu anlaşma dokunulmazlık anlaşması değil de biribirine elçi göndermek gibi düşünebilirsin. Elçiye zarar verilmez asla.
- Harika çok delikanlı çetelerin arasında düştüm desene.
- Sakin ol Ozan şu an için endişlenmeni gerektirecek bir şey yok ama ileride ne olur bilemem.
- Şu anda onları karşıma almak istemiyorum Özlem. Hepsiyle tek başıma başa çıkamam ikimiz bile başa çıkamayız.
- Merak etme o noktaya yaklaşınca kafana bir tane vururum sorun kalmaz. Şimdi kahveyi içelim sonra eve geçip biraz dinleniriz. Poyraz başkan bizi gelişmelerden haberdar edecektir elbette.
Kesinlikle son derece tehlikeli bir yerdeydik sistemin bize suçlu, katil hatta yer altı çetesi diye sunduklarının tam arkasındaydık ama nedense oradakiler bana daha insan gibi geliyordu. Zaten Özlem'in o rahatlığı çok başka bir yerdeydi. Kesinlikle bana anlatmadığı seyler vardı onun ama onların ne olduğunu sormadım bile. Hayatta kalan tek arkadaşımı kaybetmeye niyetim yoktu.
Aynı zamanda gülüyorduk onunla şakalar yapıyorduk. Az sesli kahkahalar atıyorduk birlikte ama ikimizde bunun son kahkahalar olabileceğini biliyorduk. En çok da Özlem'in herkesi ona muhtaç bırakmasına şaşırıyordum. Gerçektende Mete'nin dediği gibi hiçbir şey göründüğü gibi değildi ve bu belirsizlikte gerçeğin silikleştiğini hissediyordum.
- Özlem ya herşey için teşekkür ederim.
- Önemli değil Ozan. Neden bunu söyledin şimdi.
- Bilmem bir an içimden geldi. Çaktırmadan düşünüyordum da o anda aklıma geldi.
- Bence fazlasıyla çaktırıyorrsun sen. Mesele ne zaman düşünsen gözlerini sağa çevirip tavana bakıyorsun.
- Söyleyene bak sende talan söylemeden hemen önce yanaklarını kasıyorsun. Biz bir şey söylüyor muyuz sana?
- Aferin sana Ozan heo böyle dikkatli olman gerekecek artık. Hızlı öğreniyorsun bu çok güzel.
- Çok başarılı bir öğretmenim var ondan oluyordur.
- Hemen şımartma beni şuradan bir kurtulalım sonra istediğin gibi şımartabilirsin. Hadi kahveler bitti ufaktan çıkalım buradan.
Özlem'le aynı anda ayağa kalktık ve kapıya doğru yavaşça ilerledik. Çıktığımız zaman az ileride bizi bekleyen Ahmet ile vedalaştık. Ve yürümeye devam ettik. Ahmet iyi bir insandı Poyraz başkanda aynı şekilde. Onlara belki hiçbir zaman güvenemeyecektim ama olsun karşılıklı çıkar ilişkimiz devam ettiği sürece güvendeyik.
