Ahmet bizi orta büyüklükte başbaşa bıraktığı zaman bir anlığına etrafa baktım. Odanın bir tarafında 8 kişilik yuvarlar bir masa. Onun yanında koyu renkli ahşap sandalyeler vardı. Odanın öteki tarafında ise eskimiş 2 tane koltuk bulunuyordu. Masanın boyası yıllar içinde soyulmuştu belli ki. Birkaç kere bozulmuş, parçalanmış ama bir şekilde tekrar birleştirilmiş gibiydi. Ben etrafı seyrederken Özlem bana doğru eğildi ve fısıldarmış gibi konuştu "Hiçbir şey söyleme dinliyor olabilirler." dedi.
Evet mesajı anlamıştım kimseye güvenmeyecektim. Güvenmeyecekler listemin içinde herkesin olması biraz zor bir durumdu ama alışıktım bu duruma. Sorun kendime bile güvenmemeye başladığım noktada çıkardı ama henüz oradan uzaktaydım. Özleme bakıp hafiçe güldüm. Aslında o an kahkaha atmak istemiştim ama bunu yaparsam hiç hoş olmayabilirdi.
- Özlem yanağında biraz kan kalmış haberin olsun.
- Kalsın sorun değil Ozan. Biz yara izlerimizi saklayanlardan değiliz.
Kapı hızlıca açıldı ve içeriye uzun boylu, iri yapılı bir adam girdi. İlk dikkatimi çeken şey yüzündeki yara izleriydi. Tahminime göre 190 cmden daha uzundu. Herhalde 120 kilo civarında olmalıydı ama hareketleri oldukça çevikti. Orta yaşlarda olmalıydı. Korkutucu bir görüntüsü, insanı delip geçen sert bakışları vardı.
- Özlem hemşire sana borcumuz her geçen gün artıyor valla.
- Önemli değil başkanım eğer yardımım dokunuyorsa ne mutlu bana.
- Yardım mı? Bir arkadaşımızın hayatını kurtardın bu gün. Birkaç hafta önce birkaç arkadaşımızı daha kurtarmıştın. Sanırım yakında herkes senin eline düşecek.
Ses tonu daha korkutucuydu onun. Kalın ve tok bir sesi vardı. Kahkaha atmıyordu sadece garip bir ses çıkarıyordu. Anladığım kadarıyla bu onun çok gülme sesiydi.
- Oturun çocuklar ayakta kalmayın bu gün çok yoruldunuz. İkinize de borçlandım şimdi.
- Poyraz başkan çok merak ediyorum o kadına ne oldu?
- Arkadaşlar onun icabına baktı merak etme. Bu şehirde öyle manyakların dolaşmasına izin veremeyiz. Neden sordun tanıyor muydun onu?
- Evet hastanede çalışırken tanımıştım onu yıllar önde. O zamanlar kendi halinde bir kadındı sonra birisi eşini ve çocuğunu katletti. Hastanenin orada gördük en son sizinkilerle tartışıyordu sonra olanları biliyorsun.
- Desene o da sistemin mağdurlarından bir tanesi hepimiz gibi. Sistem onu da dönüştürmüş. Akreplerin işine benziyor anlattıkların bununla şahsen ilgileceğim ben merak etmeyin. Hadi söyleyin benden isteğiniz nedir?
- Poyraz başkan bizim bir arkadaş öldü yakın zamanda. Ölüm nedenine dair hiçbir iz bulamadık. Bedeninde hiç iz yok ölüm raporunda hiçbir iz yok. İsmi Mete bu konuda bir şeyler biliyor olabilir misin?
- Mete mi hani şu bilim adamı olan? Evet, haberimiz oldu olaydan. Evinde ölü bulunmuş. Ancak biz yapmadık kimin yaptığını da bilmiyoruz ama buluruz.
- Siz Mete'yi tanıyor musunuz?
- Birkaç kere karşılaştık onunla ama pek bir sohbetimiz yoktu. İyi, parlak bir çocuktu ama. Ben bu konuyu konseyde konuşacağım en kısa zamanda ve bu işin arkasında kim var bulacağım. Emin olun onun intikamını gözünüzün önünde, en acı verici şekilde alacağım. Bu arada senin ismin neydi?
- Ozan benim ismim.
- Şehrin karanlık tarafına hoş geldin Ozan. Memnun oldum tanıştığıma. Mete'nin intikamını almak için buralardasın anladığım kadarıyla. Şehrin, rahiplerin sizin için çizdiği o sınırı çoktan geçtin. Sakın korkma artık benim korumam altındasın sen.
- Çok teşekkür Poyraz başkan. Akrep kim bu arada?
- Akrep kim değil kimler demen gerekiyordu. Akrep şehrin en acımasız katillerinden oluşan bir grup. Herkesin kendince bir amaçları vardır ama akrebin yok. Onlar parayı verenin işlerini yaparlar. Sayıları fazla değildir ama onlar gece kadar ölümcüldür. Konseyde bile yer almazlar onlar.
- Mete'yi onlar öldürmüş olabilir mi başkan?
- Araştıracağım eğer onların parmağı varsa gerekirse bu şehir alevler içinde kalır merak etme.
- Tamam sakin olun başkanım ve Mete. Araştırmalarımızı yapalım sonra gerekli olanı yaparız sessizce.
- Özlem hemşire son sözü söyledi onun istediği gibi olacak. Ben etrafa haber salacağım ve neler olduğunu anlamaya çalışacağım. Bu arada Ozan seni sevdim. O bakışı çok iyi bilirim çok eskiden bende de vardı aynı bakış. Özlem hemşirede de vardı ama seninki çok derin. Öfkenin kokusunu alabiliyorum sana bir tavsiye vereyim mi evlat asla öfkenin kontrolünü ele almasına izin verme.
- Merak etmeyin başkanım Ozan benim kontrolümde. Eğer kontrolünü kaybederse kafasına iki tane vururum kendine gelir.
- Ozan bak Özlem'in öfkesi çok fenadır benden söylemesi. Neyse hadi siz biraz dinlenin ortalık sakinleşssin çıkarsınız. Ben şimdi konseyi toplayacağım bakalım neler bulabilirim.
