- Ya Mete neden bu kadar karışık bir insan? Bize herşey anlatmaya çalışmış olabilir ama aynı zamanda hiçbir şey anlatmış da olabilir ve hangisinin olduğunu bilmiyorum.
- Sakin Ol Ozan. Zamanla herşey açığa çıkacak. Bence Mete'nin mektubu birçok gizli şifre içeriyor ve bunlar zaman içinde ortaya çıkacaktır.
- Ben neye takıldım biliyor musun Özlem Mete bu yazıyı öldürülmeden önce yazıp bize göndermiş olmalı. Öldükten sonra yazması çok mantıklı değil zaten.
- Vee sen Mete'nin herşeyi planladığını düşünüyorsun. Senin onun evine gideceğini ve onu orada göreceğini de biliyordu.
- İşte tam olarakda bunu düşünüyordum. O zaman Mete bizimle bir oyun mu oynuyor? Düşünsene kimseye güvenme derken o gruba kendini dahil ettiğini.
- İşte bunların hepsini öğrenmemiz gerekiyor. Bu bakış açısıyla Mete aslında öldürüleceğini biliyordu ve bunun için hazırlık yapmıştı düşüncesi geliyor. Birisi neden ölmek isterki anlayamıyorum.
- Çok garip şeyler oluyor ve içimdeki seslerden birisi yaşadıklarımızın gerçeğin çok ama çok küçük bir parçası bile olmadığını söylüyor. Biraz tedirgin ediyor bu beni.
- Yaşadıkların çok normal Ozan inan bana böyle hissetmen çok normal. Düşünsene görmezden geldiğin onlarca yılın ardından artık çok daha kötü bir durumda olduğunu fark ediyorsun.
- Haklısın öncelikli hedefimiz Mete'nin ölüm sebebini öğrenmek. Zaman neden bu kadar yavaş akıyor?
- Çünkü o kadar fazla düşünüyorsun ki ya zaman yavaşlayacaktı yada beynin patlayacaktı. Şansımıza beynin patlamadı.
Gerçekten de zaman yavaşlamış gibiydi benim için. Düşünüyorum, düşündüklerimi de düşünüyorum, ayrıca düşündüklerimi farklı açılardan tekrardan düşünmeye çalışıyorum. Yapamıyorum elbette henüz göremediğim bir şey var orada ve onu bulduğum zaman sanki yapbozun parçaları yerine oturacakmış gibi geliyor. Off he hissetmem gerektiğini bile bilmiyorum ben. Mete için üzülmeliyim evet, başına gelenlerden dolayı kızmalıyım evet, benim başıma gelenlerden dolayı da üzülmeliyim, Özlem yanımda olduğu için sevinmeliyim.
Kafam karıştı yine benim. Lanet olası tavanda hiçbir şey söylemiyor. Orada durmuş şerefsiz bir biçimde acı çekmemi seyrediyor. Belki de acı çekmemden zevk bile alıyor olabilir.
Özür dilerim tavan seninle ilgili bir sorunum yok benim hiçbir zaman olmadı. Sadece kafam biraz fazla karışık. Ne diyordum ben? Ne düşünüyordum? Bir şeyler oluyor ve içimdeki his çok daha büyük şeyler olacağını söylüyor bana. Bunlara hazır mıyım emin değilim? İnsan zaten hazır olmazdı hiçbir şeye.
- Özlem ne zaman hastaneye gideceğiz?
- 8 de mesai başlayacak bizimde o saatlerde orada olmamız lazım. İçeriye girerken yaka kartını takarsan sorun olmaz. İçeriye girdiğin zaman sana beyaz bir önlük buluruz.
- Gerçekten içeriye girmek bu kadar kolay mı?
- Evet bu kadar kolay oradaki güvenlik görevlileri beni tanır. Eski güvenlik olmaz bu yüzden seni tanıma ihtimalleri düşük. Biliyorsun hayat şartları güvenlik görevlileri pek dayanmıyor.
- Gerçekten harika bu kadar rezalet bir düzenin olmasına sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim şimdi!
- Önemli olan bu şehirde hayatta kalabilmek unutma Ozan ve herkes bunu başaramıyor. Sen şimdilik yaka kartını al cebinde dursun sakın kaybetme onu.
- Ben kendimi kaybettim yaka kartına göz kulak olurum elbette.
- Seni yeni doktor olarak tanıtacağın. Konuşmaları ben yaparım merak etme. Sen şimdilik doktor Onur'sun sakın unutma bunu.
- Onur güzel isimmiş doğrusu. Onur gibi yapabilirim sanırım.
- İnanıyorum sana Ozan şimdi kahvaltı yapalım kurt gibi açım.
Mutfağa giderek kahvaltılıkları hazırladım. Biraz peynir, biraz zeytin ve biraz yumurta yeterli olmalıydı. Evde kahvaltılıklar bitiyor sanırım bir ara yenilerini almam lazım. Ben ne kadar kötü bir ev sahibiyim böyle. Mete olsaydı bana çok kızardı. Ancak o artık yok beni öyle karanlık bir çukura attı ki önümü bile göremiyorum burada.
